Summary
Highlights
Yaycı, ABD'nin bölge ülkelerini İran'a karşı kışkırtma çabalarının başarısız olduğunu ve İran'ın kendisini savunan ülkelere misilleme yapma hakkının olduğunu belirtiyor. Topraklarını operasyonlar için kullandıran ülkelerin tarafsızlığını yitirdiğini ve savaşan devlet durumuna düştüğünü ifade ediyor. Bölgede öngörülemeyen karışıklıkların çıkabileceği ve ABD'nin 'onurlu bir çıkış' arayışında olduğu değerlendiriliyor.
Amiral Cihat Yaycı, Trump'ın başlangıçtaki 'kısa sürede bitirme' söyleminin aksine, ABD'nin İran'a yönelik operasyonunun sürekli ertelendiğini belirtiyor. İsrail'in 45 günlük savaş tahmini ve Kıbrıs Rum Yönetimi'nin izinsiz notam yayınlaması gibi erken gelişmeler, aslında saldırının uzun vadeli olacağını gösterdi. Bu durum, ABD'nin başlangıçtaki beklentilerinin aksine, İran'ın direncini ortaya koydu.
Yaycı, ABD'nin İran'daki ilk 'ağırlık merkezi' olarak yönetim kademesini hedef aldığını açıklıyor. Dini liderin, askeri komutanların ve siyasi figürlerin öldürülmesine rağmen, İran'ın beklenen çözülmeyi yaşamadığını vurguluyor. Halkın rejimin arkasında kenetlenmesi, Trump'ın rejim karşıtı halk kitlelerini sokağa dökme beklentilerini boşa çıkardı ve ABD'nin bu stratejisinin başarısız olduğunu gösterdi.
Trump'ın beklediği halk ayaklanmasının gerçekleşmediğini belirten Yaycı, aksine İran halkının konsolide olduğunu ve rejime destek vermeyenlerin bile devlete sahip çıktığını ifade ediyor. Özellikle İran'daki Türk nüfusunun (yaklaşık %45) protestolara az destek vermesinin, ABD'nin planlarını etkilediğini ve devletine bağlılık gösterdiğini belirtiyor.
Başarısız olan ilk stratejinin ardından, ABD'nin yeni ağırlık merkezini İran'ın enerji altyapısı ve petrol tesisleri olarak belirlediği vurgulanıyor. Bu hamleyle ABD, İran'da iç karışıklık çıkarmayı, ekonomik ve sosyal çöküşü hedefleyerek halkı yönetime karşı kışkırtmayı amaçlıyor. Ancak Yaycı, petrol fiyatlarındaki artışın küresel baskıyı ABD ve İsrail'e yönlendirebileceği uyarısında bulunuyor.
Yaycı, ABD'nin İran'la her iki tarafın da prestijini koruyacak bir anlaşma arayışında olduğunu belirtiyor. İran'ın yaptırımların kaldırılmasını ve bölgedeki etkisini artırmasını sağlayarak kazanmış olacağını, ABD'nin ise hedeflerine ulaşamasa da güçlü bir halkın devleti etrafında kenetlendiğinde yenilemez olduğunu göstermiş olacağını ifade ediyor. Özellikle Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasının ABD için büyük baskı oluşturduğunu ve bu durumun gelecekte farklı boyutlara ulaşabileceğini belirtiyor.