Summary
Highlights
Halifeliğin kaldırılması 3 Mart 1924'te, 431 sayılı kanunla gerçekleşmiştir. Başlıca nedenleri arasında ulusal egemenlikle çelişmesi, laiklik önündeki engel olması, yönetimde iki başlılığa yol açması, dış güçlerin halifeliği kullanma ihtimali, diğer devletlerin iç işlerine karışmamak ilkesi ve rejim karşıtlarının sığınabileceği bir makam olması bulunmaktadır. Son halife Abdülmecit Efendi'nin devlet başkanı gibi davranması ve maaş talebi de bu süreci hızlandıran etkenlerdendir.
Halifeliğin kaldırılmasıyla laik düzene geçişte en önemli adım atılmış oldu. Ulusal egemenlik ilkesi pekiştirildi, cumhuriyetin üzerindeki gölge kaldırıldı ve siyasi ikilik sona erdi. Eski rejim yanlılarının sığınabileceği bir makam kalmadı ve laik inkılaplar için uygun zemin hazırlandı. Bu durum, eğitim öğretimde birliğin sağlanması ve kültür çatışmasının önlenmesi gibi birçok laiklikle ilgili inkılabın dayanağını oluşturdu. Ümmetçilikten milliyetçiliğe geçiş sağlandı ve cumhuriyet, ulusal egemenlik, halkçılık ve inkılapçılık ilkeleriyle doğrudan ilişkiliydi.
3 Mart 1924'te, halifeliğin kaldırıldığı gün, dört önemli inkılap daha yapıldı. Bunlardan biri, 430 sayılı kanunla kabul edilen Tevhid-i Tedrisat Kanunu'dur. Bu kanunla eğitim ve öğretimde birlik sağlandı. Medreseler kapatılarak üniversitelerle birleştirilmediği, aksine medreselerin kapatılmasıyla eğitimin tek çatı altında toplandığı vurgulanmıştır. Bu sayede kültür çatışmasının önüne geçilerek laiklik ilkesi doğrultusunda önemli bir adım atılmıştır.
Şeriye ve Evkaf Vekaleti'nin 429 sayılı kanunla kaldırılması da aynı gün gerçekleşen önemli bir inkılaptır. Şeriye Vekaleti din, hukuk ve eğitim işleriyle ilgileniyordu. Kaldırılmasıyla yerine Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü kuruldu. Din işleri Diyanet İşleri'ne, hukuk işleri ise şeriat mahkemelerinin kapatılması ve kadılık sisteminin son bulmasıyla sivilleşmeye başladı. Medreseler de Vakıflar'dan alınarak Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlandı ve işlevsiz kalarak kapandı.
Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Vekaleti de kaldırılarak yerine Genelkurmay Başkanlığı ve Milli Savunma Bakanlığı kuruldu. Bu adım, ordunun siyasetten ayrılması ve cumhuriyetin korunması amacıyla atıldı. Mareşal Fevzi Çakmak, Cumhuriyet'in ilk Genelkurmay Başkanı oldu. Ayrıca 431 sayılı kanunla Osmanlı hanedanı yurt dışına sürgüne gönderildi. Bu karar, rejimin bekası için bir tehdit olarak görünen hanedanın siyasi etkisini ortadan kaldırmayı amaçlamıştır. Hanedan üyeleri, yurt dışında zorlu şartlarda yaşam mücadelesi vermiş, birçok sıkıntı yaşamıştır.