Summary
Highlights
1926 yılında Mustafa Kemal Paşa'ya karşı İzmir'de bir suikast girişimi düzenlendi. Girişimi İttihat Terakkiciler ve eski rejim yanlıları organize etti. Suikast planı, Mustafa Kemal'in İzmir'e gelişinin gecikmesi üzerine Giritli Şevki'nin ihbarıyla ortaya çıktı. Mustafa Kemal, bu olay üzerine 'Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır, fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır' sözünü söyledi. Olayın asıl hedefinin cumhuriyet olduğu vurgulandı ve failler İstiklal Mahkemeleri'nde yargılandı. Bu olayla İttihat ve Terakkiciler tamamen tasfiye edildi.
İstiklal Mahkemeleri, ilk olarak TBMM'ye karşı isyanlarda, ardından Kurtuluş Savaşı'nda Tekalif-i Milliye emirlerinin uygulanmasında ve Şeyh Sait İsyanı'nda görev yaptı. Son olarak ise Mustafa Kemal'e suikast girişiminde kuruldu ve görev yaptı. Menemen Olayı'nda ise İstiklal Mahkemeleri değil, Divan-ı Harp görev yaptı. İstiklal Mahkemeleri son kez 1926'da kurulup 1949'a kadar kanunlarda yer almaya devam etti ancak aktif olarak kullanılmadı.
1929 Dünya Ekonomik Krizi'nin ardından, CHF'ye alternatif ekonomik muhalefet sunacak bir parti ihtiyacı doğdu. Mustafa Kemal'in teşvikiyle Fethi Okyar tarafından Serbest Cumhuriyet Fırkası kuruldu. Parti, kadın haklarını ve liberal ekonomiyi savunuyordu. Ancak partiye kısa sürede rejim karşıtları doluşunca ve inkılapları eleştiren sloganlar atılmaya başlanınca, Fethi Okyar partiyi kendi isteğiyle feshetti. Bu fesih, partinin amacından saptığı gerekçesiyle gerçekleşti, hükümet tarafından kapatılmadı.
Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın kapanmasından kısa bir süre sonra, İzmir'in Menemen ilçesinde Derviş Mehmet önderliğinde bir isyan çıktı. İsyan, şapka kanununa ve harf inkılabına karşı rejimi hedef alıyordu. Olay sırasında Teğmen Mustafa Fehmi Kubilay şehit edildi. Menemen Olayı'nın failleri Divan-ı Harp'te yargılandı ve idam edildi. Bu olay, Serbest Cumhuriyet Fırkası'nın kapatılmasının bir sonucu değildir, çünkü parti olaydan önce feshedilmişti. Mustafa Kemal döneminde bu tür olaylardan sonra diğer partiler de kapatılarak çok partili hayata geçiş denemeleri başarısızlıkla sonuçlandı.
CHF, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası (TPCF) ve Serbest Cumhuriyet Fırkası (SCF) arasındaki farklar incelendi. Üç parti de cumhuriyetçiydi. CHF ve SCF laikliği savunurken, TPCF laikliği kötüye kullandı. CHF devletçi ekonomi modelini benimserken, TPCF ve SCF liberaldi. CHF, Atatürk döneminde genel ve yerel seçimlere katılan tek partiydi, diğerleri sadece yerel seçimlere katıldı. Atatürk döneminde çok partili hayata geçilememesi cumhuriyetçilik ilkesine zarar verdi ve laikliğin kötüye kullanılmasına yol açtı.