Summary
Highlights
Nasturi İsyanı, Musul meselesiyle doğrudan ilişkilidir ve İngilizlerin Güneydoğu Anadolu'daki Nasturi Hristiyanları kışkırtması sonucu çıkan bir isyandır. Bu isyan şiddetle bastırılmış ve sonrasında ordunun siyasetten ayrılması kararı alınmıştır. Bu olay, Musul meselesinin çözümünde bağımsızlıkçı bir duruşun sergilendiğini göstermektedir.
1926'da yürürlüğe giren Kabotaj Kanunu, Türk karasularında denizcilik faaliyetlerinin Türk denizcilere ait olduğunu belirtir. Bu kanun yürürlüğe girdikten sonra yaşanan Bozkurt-Lotus olayı, bir Türk gemisi olan Bozkurt ile bir Fransız gemisi olan Lotus'un çarpışmasıdır. Olay Lahey Adalet Divanı'na taşınmış ve Türkiye haklı bulunmuştur. Bu olay, kapitülasyonların son kalıntılarını temizlemesi ve milliyetçilik ilkesiyle doğrudan ilişkisi açısından önemlidir. Adalet Bakanı Mahmut Esad Bozkurt, Türkiye'yi başarıyla temsil etmiştir.
1928'de Amerika ve Fransa öncülüğünde yapılan Bryan-Kellogg Paktı, devletlerarası sorunların savaşla değil, diplomasiyle çözülmesi gerektiğini vurgulamıştır. Türkiye Cumhuriyeti de 1929'da bu pakta üye olmuştur. Rusya'nın bir yıl sonra yaptığı Litvinov Protokolü ise Litvanya, Letonya, Estonya gibi ülkelerle karşılıklı saldırmazlık anlaşmaları içermektedir. Türkiye bu protokole de üyedir. Ancak Locarno Paktı'na (Almanya'nın uluslararası platforma dahil edildiği ilk pakt) Türkiye üye olmamıştır.
1933'te Arapça ezanın Türkçe okunmasına karşı çıkan Bursa Olayı, Mustafa Kemal tarafından "din meselesi değil, dil meselesi" olarak nitelendirilmiş ve milliyetçilik ilkesiyle ilişkilendirilmiştir. Aynı dönemde yaşanan Vagon-Li Olayı ise Fransızlara ait bir şirkette bir Türk memurunun Türkçe konuştuğu için işten çıkarılması üzerine Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) tarafından başlatılan "Türkçe Konuş" kampanyasıdır. Bu olaylar da milliyetçilik ilkesinin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
Razgrad Olayı, Bulgaristan'daki Türk mezarlıklarının tahrip edilmesi üzerine çıkmıştır. Buna karşılık Milli Türk Talebe Birliği, İstanbul'daki Bulgar mezarlıklarına çiçekler ekmiş ve insanlık dersi vermiştir. Bu olay da milliyetçilik ilkesinin bir yansımasıdır. Bu olayların hepsi Atatürk döneminde yaşanmış ve milliyetçilik ilkesinin önemini vurgulamıştır.
Öğrencilerin Altı-Yedi Eylül Olayları (1955) ve Dumlupınar Denizaltısı olayı (1953) gibi olayların Atatürk döneminde olmadığını bilmeleri önemlidir. Bu olaylar genellikle çok partili hayat döneminde veya Demokrat Parti iktidarı döneminde gerçekleşmiştir.