Summary
Highlights
Mehmet Celal ÖZYILDIZ, Kurtuluş Savaşı'nın (İstiklal Harbi) bağımsızlık ve egemenlik mücadelesi olduğunu vurguluyor. Savaşın 1920-1922 yılları arasında dört cephede yapıldığı belirtiliyor: Doğu, Batı, Güney ve bir de içeride saltanata karşı verilen egemenlik mücadelesi. Bu mücadelenin hem bağımsızlık hem de egemenlik boyutlarıyla evrensel bir örnek teşkil ettiği ifade ediliyor.
Doğu Cephesi'nin TBMM'nin açtığı ilk cephe olduğu ve ilk komutanın Kazım Karabekir olduğu anlatılıyor. Ermenilerle yapılan mücadele sonucunda Gümrü Antlaşması'nın imzalandığı belirtiliyor. Bu antlaşmanın TBMM'yi tanıyan ilk antlaşma, Misak-ı Milli'yi tanıyan ilk devletin Ermenistan olduğu ve Sevr'in geçersizliğini kabul eden ilk belgenin Gümrü Antlaşması olduğu vurgulanıyor. Doğu Cephesi'nde Kuvay-i Milliye birliklerinin olmadığına dikkat çekiliyor.
Güney Cephesi'nde düzenli ordu birliklerinin bulunmadığı, düşmanla sivil halk direnişi (Kuvay-i Milliye) ile mücadele edildiği ifade ediliyor. Özellikle Fransız görünümlü Ermeni çetecilere karşı Maraş, Urfa, Antep ve Adana'da verilen mücadeleler anlatılıyor. Maraş ile Urfa'nın kendi çabalarıyla kurtulduğu, Antep ve Adana'nın ise 1921 Ankara Antlaşması ile kurtarıldığı belirtiliyor. Ankara Antlaşması'nın Sakarya Savaşı'ndan sonra imzalanarak Güney Cephesi'nin kapanmasına yol açtığı vurgulanıyor.
Kurtuluş Savaşı'nın kaderinin Batı Cephesi'nde belirlendiği belirtiliyor. Başlangıçta Kuvay-i Milliye birliklerinin bulunduğu, ancak Gediz Taarruzu'ndaki başarısızlık sonrası düzenli orduya geçilme kararı alındığı anlatılıyor. Kuvay-i Milliye'nin lağvedilerek TBMM tarafından düzenli ordunun kurulduğu ve Batı Cephesi'nin İsmet İnönü ile Refet Bele arasında ikiye bölündüğü ifade ediliyor. Bu cephede 5 büyük savaşın yaşandığı (1. ve 2. İnönü, Kütahya-Eskişehir, Sakarya, Büyük Taarruz) ve sonucunda Yunanlıların denize döküldüğü belirtiliyor.
İstiklal Yolu'nun önemi vurgulanıyor; Çanakkale'den İnebolu limanına getirilen cephanelerin, buradan Kastamonu, Ilgaz ve Çankırı üzerinden kadınlarımızın kağnılarla Ankara'ya taşıdığı bir güzergah olduğu anlatılıyor. Şerife Bacı gibi kahraman kadınların özveri dolu hikayeleri paylaşılıyor. Ayrıca Rusya, Hint ve Afganistan'dan gelen para ve silah yardımları da ele alınıyor.
TBMM'nin ilk diplomatik ilişkileri ele alınıyor. TBMM'yi tanıyan ilk devletin Ermenistan, ilk büyük batılı Avrupa devletinin Rusya ve ilk Müslüman devletin Afganistan olduğu belirtiliyor. Ankara'da büyükelçilik açan ilk Müslüman devletin Afganistan, ilk devletin ise Gürcistan olduğu vurgulanıyor. Gümrü Antlaşması'nın ilk askeri, siyasi, hukuki ve mali başarı olduğu ifade ediliyor ve TBMM'nin bu anlaşmada 'Türkiye' adını ilk kez kullandığına dikkat çekiliyor.